Sermaye piyasalarındaki fon krizinin ardından yatırımcıların yaşadığı mağduriyet tartışılırken, yurt dışında yaşayan bir yatırımcının “gurbetçiye öncelik” çağrısı dikkat çekti.
X'te paylaşılan mesajda yatırımcı, “En azından gurbetçi vatandaşların zararı sıra beklenmeden Varlık Fonu'ndan nakit ödenmelidir. Biz ülkemize güvenerek yatırım yaptık. Gurbetçinin önceliği olmalı” ifadelerini kullandı.
“Aynı zararı yaşayan yatırımcılar ne olacak?”
Çağrının dikkat çeken bölümü ise zararın Varlık Fonu tarafından karşılanması ve bunun için gurbetçilere öncelik verilmesi talebi oldu.
Ancak fon krizinde yalnızca yurt dışında yaşayan yatırımcılar değil, Türkiye'de bulunan çok sayıda yatırımcı da benzer şekilde fonlarına erişim ve tasfiye sürecini takip ediyor. SPK'nın 17 Eylül'deki kararları kapsamında 7 portföy yönetim şirketinin TEFAS'ta işlem gören fonlarında işlemler durdurulurken, 130 fonun tasfiyesine karar verildi.
Üstelik SPK, tasfiye kapsamındaki fonların portföy yapıları ve piyasa koşullarını dikkate alarak tasfiye süresini 3 aydan 6 aya çıkardı.
Dolayısıyla ortaya çıkan tablo, yatırımcının nerede yaşadığından çok hangi hukuki statüde ve hangi sırayla alacağını tahsil edeceği sorusunu gündeme getiriyor.
İşin ironik tarafı da burada: Türkiye'ye güvenerek yatırım yaptığını söyleyen gurbetçi yatırımcı, aynı güvenle yatırım yapan Türkiye'deki yatırımcıların önüne geçmek istiyor. Fon mağduriyetinin çözümünde ise belirleyici olanın yatırımcının ikamet adresi değil, mevzuat ve tasfiye sürecindeki hukuki önceliklerin olması bekleniyor.




